AK Parti, yeni katılımlarla güçlenmeye devam ediyor.
Son olarak CHP'den istifa eden ve Yeni Parti'ye de katılmayacağını açıklayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AK Parti'ye geçti.
Tugay'a 7 Ekim'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rozet takıldı.
Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçmesi muhalif kesimde büyük bir rahatsızlık yarattı. Bazı muhalifler, özellikle sosyal medya hesaplarından Cemil Tugay'ı hedef alan paylaşımlarda bulundu.
AK PARTİ'YE KATILMA SÜRECİNİ ANLATTI
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AK Parti’ye katıldığı sürece ilişkin Yeni Asır gazetesine açıklamada bulundu.
Ayrıca Tugay, rozet takma töreninde yaşadıklarını da anlattı.

BORÇ BATAĞI VE DEPREM RİSKİ
Göreve geldiğinde devraldığı İZBETON'un borç batağına, fecaat toplu iş sözleşmelerine ve atıl personel tablosuna dikkat çeken Cemil Tugay; İzmir'in en büyük tehdidi olan deprem riski ve kentsel dönüşüm için Ankara desteğinin şart olduğunu vurguladı.
Rozet töreninde Erdoğan'ın yanında beklemesinden duyduğu gururu dile getiren ve "İzmir için çok iyi olacak, ateşten gömlek giydim ama doğru yaptığıma inanıyorum." diyen Cemil Tugay, AK Parti'ye geçiş kararını ve kamera arkasında yaşanan tüm gelişmeleri tüm açıklığıyla gözler önüne serdi.
CEMİL TUGAY'IN KIRILMA NOKTASI
AK Parti'ye geçme kararı almasının sebebine ilişkin Tugay şu ifadeleri kullandı:
"Süreci ben de tam olarak bilmeden yaşadım. Benim için kırılma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum'la görüşmemizden sonra oldu. Karabağlar'da 440 hektarlık alandaki kentsel dönüşüm sorunumuzu konuşmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına gittik, görüştük. Bu konunun ardından bana Bakan Kurum, 'İzmir nasıl gidiyor? Ne yapıyorsunuz?' dedi.
'Vallahi elimizden geleni yapıyoruz ama epey bir sıkıntımız var.' dedim. 'Bağımsız olarak mı devam edeceksin?' dedi. 'Şu anda öyle düşünüyorum. Herhangi bir verilmiş kararım yok.' diye cevap verdim.
KONUNUN CUMHURBAŞKANI'NA İLETİLDİĞİNİ SÖYLEDİLER"
O gün Bakan Murat Kurum'un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim. Sonraki süreçte de hem Sayın Kurum ile birkaç görüşmemiz oldu hem de dolaylı olarak konunun Cumhurbaşkanı'na iletildiğini, onun da böyle bir şeyi istediğini söylediler. Epeyce bir düşündüm."
YAŞANAN SORUNLAR VE HÜKÜMET DESTEĞİ
İzmir'in yaşadığı sorunlara ve hükümet desteğine değinen Cemil Tugay şunları kaydetti:
"Kentsel dönüşüm bence İzmir'in en önemli sorunu. En büyük korkumu bu görüşmelerimizde Bakan Kurum'a ve Cumhurbaşkanımıza da söyledim. En büyük korkum Allah korusun diri fayların üzerinde yaşıyor olmamız.
Bir İzmir depremi olması ve bundan dolayı insanlarımızın hayatını kaybetmesi riski var. Ben gecekondu bölgelerini bir tarafa koyuyorum ama deprem açısından riskli olan yapıların acilen dönüşmesi lazım.

"BENDEN ÖNCEKİ BELEDİYE BAŞKANLARI BİZ İZMİR'E TOKİ'Yİ SOKMAYIZ MANTIĞIYLA HAREKET ETMİŞLER"
Şimdi, benden önceki belediye başkanları 'Biz İzmir'e TOKİ'yi sokmayız.' mantığıyla hareket etmişler. Ben göreve geldikten sonra 'TOKİ'yle de çalışabiliriz.' dedim. Ama İzmir'le ilgili o kadar kötü bir gelenek oluşturmuşlar ki ben bakanlarla ne zaman görüşmeye gitsem hepsi, 'Geçen dönem kimse bizimle konuşmadı; herkes bizi İzmir'in dışına itti, bizi dâhil etmediler.' diyorlar."
"BEN YANLIŞ ANLAŞILMAYA ÇOK ÜZÜLDÜM"
Rozet takılırken yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerini aktarmasına ilişkin Tugay şunları kaydetti:
"O konuşma kelimesi kelimesine, bütün kelimeleriyle son harfine kadar benim yazdığım bir konuşma. Ben yanlış anlaşılmaya çok üzüldüm. Cumhurbaşkanımızın geçmiş konuşmalarından hatırladığım ve gerçekten doğru bulduğum sözleri vardı. Onlardan bir tanesini ararken karşıma bu konuşmada kullandığım cümleleri çıktı ki birkaç defa söylemiş o cümleleri.
"AK PARTİ KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR"
Yani yoksul, gariban, mazlum insanlara sahip çıkacağına dair sözleri ve en sonunda da 'AK Parti kimsesizlerin kimsesidir.' sözü vardı.
Atatürk'ün 'Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.' sözünü de elbette biliyorum. Aslında ben orada şunu söylemeye çalıştım: Cumhuriyetin bir mirası varsa, Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi olan bir devletse biz de —yani Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediğini kastederek söylüyorum— 'AK Parti olarak bu mirası bu şekilde görüyoruz ve biz de kimsesizlerin kimsesi olan bir siyasi parti olarak mücadele ediyoruz.' diye söylediğini anladım. Onun için o sözleri söyledim.

"NİYE BU KADAR ELEŞTİRİYORLAR ANLAMADIM"
Ben de siyasete açıkçası kimsesizlerin kimsesi olmak için girmiş bir insanım. Atatürk'ün sözünü kimse inkâr etmez, edemez. Ama bu, AK Parti'nin de o mirasa sahip çıkıp parti olarak kimsesizlerin kimsesi olmayı istemesine engel midir? Niye bu kadar eleştiriliyor anlamadım."
ALTYAPI KRİZİ
İzmir'de yaşanan altyapı krizine değinen Tugay şunları söyledi:
"Bugün İzmir'in çok önemli noktalarında hâlen arıtma ihtiyacı var, kanalizasyon ihtiyacı var. İçme suyu şebekesinin yenilenmeye ihtiyacı var, yeni temiz su arıtma tesislerine ihtiyacımız var ve susuzluk riskine karşı bir an önce deniz suyu arıtması gibi bazı tesisleri kurmaya ihtiyacımız var.
"DESTEĞE İHTİYACIMIZ VAR"
Yani bunları yapmak için hem zamanımız çok az hem de deneyim ve kaynak açısından desteğe ihtiyacımız var.
Açıkçası şöyle bir yol ayrımına geldim; dedim ki: 'Ya iki buçuk sene daha mevcut şartlar içerisinde elimden geleni yapacağım ama muhtemelen verdiğimiz sözleri yerine getiremeyeceğiz, İzmir'in çok önemli sorunlarını çözemeyeceğiz ve yine sorunlu bir İzmir'i benden sonraki döneme bırakacağım ya da gerçekten iyi niyetli olduğuna bir şekilde kanaat getirdiğim insanlar, AK Parti hükümeti, İzmir'e yardımcı olacaksa onlarla birlikte çalışayım.' İzmirliler için en iyi olanın bu olduğuna kanaat getirdikten sonra böyle bir karar verdim."
"CUMHURBAŞKANIMIZI SADECE BİR DEFA GÖRDÜM"
Rozet takımı sırasında ve sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kişiliğinden etkilendiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, yaşadıklarını şöyle açıkladı:
"Ben, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmemizden önce Sayın Cumhurbaşkanımızı sadece bir defa gördüm. Havaalanında karşılayanlar arasındaydım.
Elini sıkmıştım ve sadece kendimi tanıtmıştım. O da 'Memnun oldum.' demişti. Başka hiçbir konuşma olmamıştı; kendisiyle hiçbir diyaloğum olmadı yani.

"TANIDIĞIM TAYYİP ERDOĞAN'DAN ÇOK DAHA BAŞKA BİR İNSAN GÖRDÜM"
Fakat Külliye'deki görüşmemizde benim o tahmin ettiğim, tanıdığım Tayyip Erdoğan'dan çok daha başka bir insan gördüm. Mesela İzmir'de geçmişte yapılan işlere hâkimdi, çok enteresan.
"KENDİSİNDEN OLUMLU ANLAMDA ÇOK ETKİLENDİM"
Uzun zaman önce yapılmış işleri hatırlıyor, biliyor, takip ediyor. Ondan sonra deprem konusunda mesela haklı olduğumu söyledi. Ben karşımda çok dolu, saygın; üstelik babacan, doğal bir yaklaşım içerisinde olan bir insan gördüm. O gün açıkçası ben kendisinden olumlu anlamda çok etkilendim.
Yakın diyalog kurduğunuz zaman her şeyden önce bir insan olduğunu, iyi yürekli bir insan olduğunu; ülkesine hizmet etmek için uzun yıllardır emek harcayan, çaba harcayan bir insan olduğunu görüyorsunuz.
"GÜVEN GELDİ VE YAKINLIK HİSSİ OLDU"
Etkiliyor insanı ister istemez. Ben o konuşmada Cumhurbaşkanımızın İzmir'e önem verdiğini; İzmir'e yatırımların yapılması, İzmir'in sorunlarının çözülmesi için her konuda destek olacağını duydum. Ondan dolayı bir güven geldi ve yakınlık hissi oldu.
O hisle ben o konuşmayı yaptım. Ben hayatım boyunca, yıllardır siyasetteyim, herhangi bir lideri bir başkası aşağıda konuşma yaparken Genel Başkanın ya da Cumhurbaşkanımızın onun yanında durduğunu görmedim.
"YALNIZ BIRAKMADI BENİ"
Konuşmam sırasında Cumhurbaşkanımız orada beni dinledi, konuşmanın bitmesini bekledi, yalnız bırakmadı beni.
Cumhurbaşkanımızın bu tavrı bana hayatım boyunca unutamayacağım bir gururu yaşattı. Yani bugün beni orada yalnız bırakmayan Recep Tayyip Erdoğan'ın, önümüzdeki süreçte İzmir'i de yalnız bırakmayacağına eminim."

"EN BÜYÜK KAZANÇ GÜÇLÜ BİR CUMHURBAŞKANI'NIN DESTEĞİNİ HİSSETMEK OLDU"
En büyük kazancının güçlü bir Cumhurbaşkanı'nın desteğini almak olduğunu belirten Tugay, açıklamasını şöyle sonlandırdı:
"Çok düşündüm, risk aldım, ateşten gömlek giydim. Bunları insanların ifadesiyle söylüyorum; gerçekten kolay bir şey değil ama doğru yaptığıma inanıyorum. Benim için en büyük kazanç güçlü bir Cumhurbaşkanı'nın desteğini hissetmek oldu. Kendisi de belediye başkanlığından gelmiş bir insan. Şehirlerin durumunu, hizmet süreçlerinin hepsini çok iyi biliyor.
"ÇOK GÜVENİYORUM"
Hep 'Yatırımla, hizmetle, eserle yapmak lazım bu işleri.' diyen bir insan. Ben güveniyorum ona; inanmaktan da öte, çok güveniyorum. O çok değerli bir şey, inanın.
Sadece laf olsun diye söylemiyorum; bizzat yakından ilgileneceğini, takip edeceğini biliyorum. Ben de İzmir ile Ankara arasında o sağlıklı iletişimin kurulması için ne gerekiyorsa yapacağım. Güvenle başladığım için çok mutluyum. İçimde hiçbir tereddüt yok. İzmir için çok iyi olacak, hiç kimsenin şüphesi olmasın."
Kaynak: {Haber Merkezi}

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!